Enfes manzara resimleri ve otoportreleriyle akıllarda yer alan Van Gogh’u gel daha yakından tanıyalım!

Paris’i de mekanları da çiçekleri de kendini de özel üslubuyla resmeden Hollandalı ressam Van Gogh’un dikkat çekici hayat hikayesini ve sanatını bu yazıda anlattım.

Van Gogh'un Hayatı

Van Gogh'un Hayatı

30 Mart 1853, Hollanda doğumlu Vincent Van Gogh için resim yapmak çocukluktan itibaren bir tutkuymuş. Ancak kariyerine önce sanat simsarlığı yaparak başlamış, işi sayesinde önce Brüksel’e ardından da İngiltere’ye taşınmış. 20’li yaşlarda ilk kalp kırıklığını yaşayan ve bununla birlikte dine yönelen Van Gogh, sanat simsarlığı işinden vazgeçtikten sonra bir okulda öğretmenlik yapmış, ardından da kitapçıda çalışmış.
 
Din eğitimi alıp bir süre misyonerlik de yapmış ama 1881’e kadar süren bu çeşitli iş serüvenleri bu yılda sona ermiş. 1881’de ailesinin yanına, Hollanda Etten’e dönmüş. Bir ressam olma yolundaki çalışmaları da bu süreçte gerçekleşmeye başlamış.
 
Farklı hayat hikayesi ve ruhsal durumları ile Van Gogh film Endüstrisi’ne de ilham olmuş. Ressamın hayatını anlatan Van Gogh: Sonsuzluğun Kapısında (2018), Vincent’ten Sevgilerle (2017) ve Vincent (1987) filmleri bunlar arasında en çok öne çıkanlar.

Van Gogh'un Sanatı

Van Gogh'un Sanatı

Sanat hayatı tam anlamıyla 27-28 yaşlarında başlayan Van Gogh, ilk resimlerinde karanlık, kasvetli ama gerçekçi bir tarz benimsemiş. İlk dönemlerinde Patates Yiyenler, Kumullarda Ağları Tamir Eden Kadınlar, Lahey’de Yeni Kilise ile Eski Evler gibi resimlerin yanında çeşitli natürmort ve portre çalışmaları da yapan ressam, daha çok Hollanda köy yaşamını konu almış.
 
Onu en iyi tanıdığımız eserlerinde bulunan empresyonist (izlenimcilik) akımla ise Paris’e gidişinde tanışmış. Renklerin büyüsüne kapılıp daha renkli, daha keyifli resimler çizmeye başlamış. Ancak gençliğinden bu yana peşini bırakmayan ruhsal sorunlar peşini bırakmayınca daha sakin bir hayat yaşamak için Fransa’nın güneyinde yer alan Arles’e taşınmış.
 
1888 yılında ise ünlü otoportrelerine de konu olan kulağının kesilmesi olayı gerçekleşmiş. Bu konu hakkında net bir bilgi olmasa da iki duyum var. Birincisine göre Van Gogh, sinir krizi geçirip kendi kulağını kesmiş. İkinci duyuma göre de ünlü ressam arkadaşı Gauguin ile bir tartışma yaşamış ve kulağını Gauguin kesmiş. Nedeni ne olursa olsun ünlü ressamın kesik kulağı onun hayatında büyük bir dönüm noktası olmuş.

En Popüler Vincent Van Gogh Eserleri

En Popüler Vincent Van Gogh Eserleri

Van Gogh yaşamı boyunca pek çok esere imza atan, ünü dünyaya yayılan bir ressam. Öyle ki eserleri bugün;

  • Orsay Müzesi (Paris)
  • Louvre Müzesi (Paris)
  • Metropolitan Sanat Müzesi (New York)
  • Modern Sanat Müzesi (New York)
  • Güzel Sanatlar Müzesi (Boston)
  • Van Gogh Müzesi (Amsterdam) gibi pek çok ünlü ve prestijli müzelerde sergileniyor.
 
Bu müzeler arasında Van Gogh Müzesi’ninse (Van Gogh Museum) yer biraz ayrı. Müzede en özel, en sevilen Van Gogh tabloları var. Ama bunun dışında ressamın memleketi olan Hollanda’da olması da müzeye ayrı bir etki katıyor.
 
Peki, Van Gogh’un en popüler, en sevilen eserleri hangisi? İşte en popüler Van Gogh eserleri:
  • Patates Yiyenler (1885)
  • Arles’deki Yatak Odası (1889)
  • Yıldızlı Gece (1889)
  • Kafe Terrace’da Gece (1888)
  • On İki Ayçiçekli Vazo (1888)
  • Sargılı Kulaklı Otoportre (1889)
  • Van Gogh Otoportresi (1889)
  • Selvili ve Yıldızlı Yol (1890)
 
Vincent Van Gogh sanat eserleri ve hayatı ile yeni nesil sanatçıları da sanatseverlere de ilham olmaya devam ediyor. Popüler resimleri de ilk dönem resimleri de anlamlı ve özel çizgileri ile Van Gogh’u yaşatmaya devam ediyor.

Senin için seçtiğim diğer içeriklere göz atmak ister misin?